Haber Paylaşım Ve Forum Sitesi

 2012 yılı eylül ayında pilot olarak belirlenen 5 ilde başlatılan Boşanma Süreci Danışmanlığı Hizmeti Projesi kapsamında, bakanlık yetkilileri 450 çiftle görüştü. Burdur, Kırıkkale, Ankara, İzmir, Karabük’te uygulanan danışmanlık hizmeti sayesinde 75 çift boşanmaktan vazgeçti. Proje sayesinde 6 çiftten biri boşanmaktan vazgeçti. Şu an 12 ilde yürütülen çalışma bu yıl sonuna kadar 81 il genelinde yaygınlaştırılacak.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de her yıl ortalama 120 bin çift boşanıyor. TÜİK, 2012 yılı Evlenme ve Boşanma İstatistikleri’ne göre boşanan çiftlerin adetsı 2012 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 2,7 artarak 123 bin 325′e yükseldi. 2012 yılı içinde gerçekleşen boşanmaların yüzde 39,6′sı evliliğin ilk 5 yılı içinde, yüzde 21,2′si ise evlilik süresi 6-10 yıl arası olan çiftlerde meydana geldi. Boşanma oranlarının giderek artması üzerine harekete geçen ocak ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ‘Boşanma Süreci Danışmanlığı Hizmeti’ projesini hayata geçirdi.

Proje ile boşanma sürecinde çiftlerin ve çocuklarının karşılaştığı sorunlar ve bunların çözümüne yönelik ocak destek ve ocak danışmanlık hizmetleri ile ailelerin desteklenmesine yönelik çalışmalar başlatıldı. 2012 yılı Eylül ayında Burdur, Kırıkkale, Ankara, İzmir, Karabük olmak üzere pilot olarak seçilen 5 ilde yürütülen çalışmada, ocak Danışma Merkezleri ve Toplum Merkezlerinde görev yapan danışmanlara boşanma aşamasında olan çiftlere danışmanlık hizmeti konusunda beceri ve bilgi kazandırmaya yönelik hizmet içi eğitim verildi.

Eğitimlerin ardından, danışmanlık hizmeti çalışmalarına başlayan bakanlık, çalışanların 5 ayrı ilde ocak mahkemeleriyle işbirliği yaptı. Bakanlık, boşanma davası açan çiftlerden 450′siyle iletişime geçti. Bu ailelerden 75′i, aldığı danışmanlık desteği sayesinde boşanmaktan vazgeçti.

PROJE YIL SONUNA KADAR 81 İLE YAYILACAK

2012 yılının akıbet üç ayında başlayan pilot uygulama süreci devam ederken, danışmanlara yönelik daha kapsamlı bir eğitim programı hazırlandı. Eğitici eğitimi tan sonra pilot beş ilde verilen danışmanlık hizmeti Adana, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul ve Samsun illerinde de başlatıldı. Söz konusu illerde yaşayan vatandaşlar, ocak ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne doğrudan başvurabileceği gibi ocak mahkemelerinden de konuyla ilgili bilgi alabiliyor. Hazırlanan eğitim programı ve ocak mahkemeleri ile işbirliği içinde mahkemelere başvuran çiftlere yönelik sunulan ‘Boşanma Süreci Danışmanlığı Hizmeti’nin yıl sonuna kadar ülke genelinde yaygınlaştırılması planlanıyor.

ocak içi iletişim sorunları nedeniyle boşanma noktasına gelmiş, fakat ortak karar ile ocak danışmanlığını almak için başvuru yapan ailelere yönelik verilen hizmetler şunlar; ocak içi iletişim becerileri kazandırmak, çatışma çözme ve ocak içi destek, psikiyatrik rahatsızlığı olduğu düşünülen bireylerin afiyet tedavilerinin yaptırılması için afiyet kuruluşlarına yönlendirmek, ocak içi iletişim sorunları nedeniyle boşanma noktasına gelen ailelerin sistemlerinin yeniden yapılandırılması sürecinde aynı zamanda çocuklarıyla ilgili yaşadıkları sorunların çözümü yönünde danışmanlık yapmak. Mahkemeler yoluyla gönderilen ailelere yönelik öfke kontrolü ve danışmanlık hizmeti yapmak. Boşanma sonrası tek ebeveynlerin yaşadığı sorunlar ve çocuklarla ilişkilerinin düzenlenmesi konusunda danışmanlık yapmak.”

 

Adalet Bakanlığı yetkililerinin, AA muhabirine verdiği bilgiye göre, Elektronik İzleme Merkezi’nde hükümlülerin elektronik kelepçeyle izlenmesine 25 Şubat 2012′de başlandı. Pilot uygulamanın sona erdiği 7 Aralık 2012′ye kadar 81 kişi elektronik yöntemle izlenerek hakkındaki infaz sağlandı.

250 hükümlü adım adım izleniyor

Pilot uygulama sonrası Şubat 2013′de faaliyete başlayan Elektronik İzleme Merkezi tarafından 664 kişiye elektronik kelepçe takıldı. Şu anda 37 Denetimli Serbestlik Müdürlüğü aracılığıyla 250 yükümlünün toplum içinde izlenmesi ve denetimi elektronik cihazların kullanılmasıyla yapılıyor.

Uygulamayı genişleten Adalet Bakanlığı, 1 Ağustos itibarıyla 450 kişinin daha aynı anda elektronik kelepçeyle takibine başlayacak. Bu kapsamda 43 hükümlüye elektronik kelepçeleri takıldı, 107′sinin ise işlemi sürüyor.

Öte yandan Elektronik İzleme Merkezi’nde 5 bin kişi aynı anda takip edilebilecek.

7/24 takip

Elektronik izleme, AB ülkeleri ile ABD’de yıllardır kullanılanılıyor. Elektronik kelepçe, kişinin el ya da ayak bileğine takılan saat benzeri bir ürün, hiçbir şekilde de çıkartılamıyor. İzlemenin yapıldığı merkeze gönderilen sinyal sayesinde hükümlünün 24 saat adım adım takibi sağlanıyor. El veya ayak bileğine takılan kelepçe, zanlının mağdura yaklaşması durumunda merkeze sinyal veriyor. Ardından devreye güvenlik güçleri giriyor. Böylece yeni bir suç işlemesinin önüne geçiliyor.

Kimlere takılıyor?

Elektronik kelepçe, haklarında belirli yerlere gitmekten yasaklama veya belirlenen konut, yer veya bölgeden çıkmama kararı olanlara takılıyor. Ayrıca belirlenen kişilere yaklaşmamaya dair verilen denetimli serbestlik kararları çerçevesinde de uygulanıyor.

Başbakan yakından ilgileniyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın elektronik kelepçe uygulamasını yakından takip ettiği ve projenin tanıtımını da kendisinin yapacağı öğrenildi.

afiyet Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, hipnoz gibi normal doğum fobisini hafifletecek yardımcı yöntemleri destekleyeceklerini açıkladı ancak uzmanlara göre bunlar da yeterli değil. Türk ekranlarında doğum sahnelerinin her daim ürkütücü bir şekilde ele alındığını vurgulayan Zeynep Kamil Kadın ve Doğum Eğitim Araştırma Hastanesi Yöneticisi Dr. Mustafa Eroğlu, perinatoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ ile korkusuz doğum tekniklerini öğreten Ebe Özlem Karabulut’a göre anne ve bebek için en sağlıklı doğum şekli normal doğum. Prof. Dr. Başbuğ, özellikle film ve dizilerde kadınların bilinçaltına doğumla alakalı korkunç sahneler yerleştirildiğine dikkat çekerek ” Nasıl ki sigara ve alkol için ekranlarda düzenleme yapıldıysa bu sahneler için de ya sansür uygulanmalı ya da bu sahneler çekilirken hassasiyet gösterilmeli. Kadınların bilinç altındaki doğum macerası bu sahnelerden ibaret oluyor. Zira o ekranın başında 8 yaşındaki bir kız çocuğu da var, anne olmayı düşünenler de” dedi.

Eğitimli gebe korkmaz

Doğumun kolaylaştırılması için çeşitli yardımcı teknikler kullanılabildiğine değinen Prof. Dr. Başbuğ, “EFT, hipnoz, akupunktur, epidural anestezi, suda doğum gibi… Ancak anne adayı gebeliği boyunca adil bir eğitimden geçirildiği taktirde tüm bunlara gerek kalmıyor. Anne adaylarını sağlıklı gebe kalacak şekilde programlamak gerekiyor” diye konuştu. Kadın Doğum Uzmanı Dr. Mustafa Erolu ise “Kadının doğuma hazırlanması aşamasında ebeler kilit rol oynamalı. Bu, doğumun aktif evresinde doktorun da işini kolaylaştırıyor” dedi.

Fobisi olana EFT’den çözüm

Zeynep Kamil Kadınv e Doğum Hastanesi’nde 4 yıldır doğum koçluğu ve gebe okulu eğitimlerini yürüten Ebe Özlem Karabulut ise sıkça başvurdukları EFT hakkında şunları söyledi: En sağlıklı olan hiçbir müdahale yapılmadan kendiliğinden gerçekleşen doğumdur. Aşırı fobisi olanlara uyguladığımız EFT 5 hafta süren toplam 15 saatlik bir eğitimden ibaret. Yöntemde vücudun belli enerji noktalarındaki aksaklıkları gidermeye yönelik vuruşlar kullanılıyor. Belli aralıklarla belli basınçla buralara parmaklarla vurularak aşırı fobisi olanlarda olumlama telkinlerinde bulunulur. Yarım saatlik çalışma sonunda fobi derecesi oldukça düşer. Bilinçaltındaki kodlamalar bu vuruşlar sayesinde değişiyor.

Tekbir’de eşarptan aksesuara, tunikten gömleğe, etekten pantolona, takımdan pardösüye kadar ihtiyacınız olan ürünleri bir arada bulabilirsiniz. Değişen mağaza dekoruyla, fiyatlarıyla, alternatif kombinler oluşturabileceğiniz modelleriyle, güler yüzlü bir ekip ile karşılaşacağınız mağazalarda kendinizi ayrıcalıklı hissedebilir, huzurlu ve keyifli bir ortamda alışveriş zevkini yaşayabilirsiniz.

Büyük bedenler için “ölçüsüz güzellik”, takva için “Berceste” ve “genç grup” koleksiyonu Ramazan Bayramı’na özel %60′a varan indirimlerle online satışta ve yüzü aşkın Tekbir mağazalarında sizleri bekliyor.

Pek çok kişi zayıflamak için diyet ve spor merkezlerinin yolunu aşındırırken, kilo almak için efor harcayanların adetsı da bir hayli kabarık. Düşük kilolu olmak yani zayıflık, diyetle günlük alınan toplam enerjinin harcanan enerjiden daha az olması veya alınan besinlerin vücut tarafından kullanılmaması durumunda ortaya çıkıyor.

Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk zayıf olma nedenlerini, “Sindirim sistemi bozuklukları, metabolizmayı hızlı çalıştıran hastalıklar, bağırsak parazitleri, emilim bozuklukları, kilo alma korkusu, psikolojik sorunlar, yeme bozukluğu, ilaçlar, fazla fiziksel aktivite, kanser, tüberküloz, kronik ishal ve uzun açlık süreleri” olarak özetliyor.

ZAYIF OLMAK ZARARLI MI?

Zayıf olmak her zaman sağlıksız olmak anlamına gelmiyor. Bu, kişiye ve zayıflığın derecesine göre değişiyor. Selçuk, yeme bozukluklarının iyi analiz edilmesini, anoreksiya ve bulimia gibi durumlarda psikolojik yardım alınmasını öneriyor. Çocuklukta büyüme ve gelişmenin az olması, kadınlarda süt veriminin yetersiz kalması, vücudun savunma mekanizmasının zayıflaması, konsantrasyonun düşmesi ve yaşam süresinin kısalması, zayıflığın yol açtığı durumlar arasında adetlıyor.

SAĞLIKLI KİLO ALIMI NASIL OLMALI?

Kilo almanın, kilo vermekten çok daha zor olduğunu söyleyen Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, sağlıklı kilo alabilmek için yapılması gerekenleri ise şu şekilde sıralıyor:

• Günün en önemli öğünü olan kahvaltı muhakkak yapılmalı. Kahvaltının erken saatte yapılması kilo alımında çok önemli.

• Kilo almak isteyenler kesinlikle öğün atlamamalı. Düzenli ve kaliteli beslenme olmazsa kilo alımı gerçekleşmez.

• adele dokusunun artırılması için protein ve karbonhidrat alımına dikkat edilmeli. Her öğüne muhakkak hem karbonhidratlı, hem yağlı hem de proteinli bir besin koymak gerekir.

• Ara öğünlerde kalori ve protein değeri yüksek gıdalar tercih edilmeli. Özellikle fındık, badem, ceviz gibi kuruyemişler, tost, süt, kek, taze ve kuru meyveler, ayran gibi gıdalar alınmalı.

• Yemekle beraber alınan içecek hızlı doyuma sebep olur. Su tüketimi bile yemekten 45 dakika sonraya bırakılmalı.

• Baharatlar, bazı soslar ve salçalı yemekler iştah açar. Hipertansiyonu olmayanlar bunları rahatlıkla kullanabilir.

• Yemeklerde bazı öğünlerde salata yerine taneli meyve kompostoları tüketilebilir.

• Tatlılar iştahı azaltmayacak makul miktarda tüketilmeli. Çok fazla tatlı tüketimi ana yemeklerin azalmasına ve iştahın kapanmasına sebep olur.

• Çok yoğun egzersiz yapılmamalı. Bunun yerine yemekten 1 saat öncesi yapılacak 30 dakika hafif tempolu yürüyüş iştahı açar ve kalori alımını artırır.

• Yemekler pişirilirken besin değeri arttırılmalı. Örneğin makarnalar peynirli, kıymalı olabilir. Kek ve pastalar fındık ve cevizli yapılabilir. Çorbalara kıyma, buğday, pirinç, patates veya şehriye koyulabilir.

Daha uzun süre emziren annelerin bebeklerinin, 3 yaşında Peabody Resim-Kelime Testi’nden ve 7 yaşında Kaufman Kısa Zeka Testi ‘nden daha yüksek puan aldığı görüldü.

Emzirilen her ayın çocuğun IQ’suna katkıda bulunduğuna dikkati çeken bilim adamları, doğumdan sonra 1 yıl emzirmenin IQ’nun 4 puan artmasını sağlayabileceğini belirtti.

Bilim adamları bu sonuçların, bebeklerin 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesi ve en az 1 yıl emzirmenin devam etmesi tavsiyesini desteklediğini vurguladı.

Araştırma, “JAMA Pediatrics” dergisinde yayımlandı.

İngiltere’de yapılan ulusal mutluluk araştırmasının verilerine göre, ev kadınları çalışan kadınlara göre daha mutlu.

Araştırma, ev kadınlarının evde vakit geçirirken daha az sıkıldığını ve kendini daha değerli hissettiğini belirtiyor. Kadınlar evde bebeğiyle vakit geçirmekten daha çok mutluluk duyuyor ve işe dönmek istemiyor.

Kadınların iş alanında daha çok rol almasını isteyen yeni bir düzenleme, karı koca çalışılması şartıyla 5 yaş altındaki çocuğun masrafları için aylık bin 200 sterlin (yaklaşık 3 bin 500 TL) gibi bir ödeme öngörüyor.

Araştırmada ayrıca, evlilerin bekârlara göre hayattan daha çok keyif aldıkları ve daha rahat oldukları ifade ediliyor.

Çocuk alerjisi uzmanı Prof. Dr. İlknur Bostancı,  ”Klor duyarlılığı olan çocukların havuzda 45 dakikadan fazla kalmaması, çıktıktan sonra da yüzünü ve gözünü bol suyla yıkaması gerekiyor” dedi.

Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerjisi Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Bostancı, ailelerin astımı olan çocuklarına karşı aşırı koruyucu davrandığını, kışın banyo, yazın ise hareket kısıtlılığı getirdiğini söyledi.

Hareketsizliğin obeziteye yol açtığını, obezitenin ise astımlı çocuklar için istenmeyen bir olay olduğunu dile getiren Bostancı, şunları kaydetti:

“Akciğer kapasitesini artırdığı için nefes kontrolünü zorlaştıranlar hariç tüm sporları, özellikle de yüzmeyi öneriyoruz. Çünkü yüzme bütün vücut kaslarını aynı anda çalıştırıyor. Bununla birlikte astımı ya da alerjisi olan çocukların doktorlarının uyarılarını dikkate almalarını, ilaçlarını yanlarından eksik etmemelerini öneriyoruz. Ter ve idrar gibi vücut sıvıları havuzdaki klor bileşenleriyle birleşince daha zararlı hale geliyor. Bu nedenle havuza, vücuttaki terin temizlenmesi için duş almadan girilmemesi gerekiyor. Ayrıca idrarla kirlenmiş olmamasına da dikkat edilmeli. Klor duyarlılığı olan çocukların havuzda 45 dakikadan fazla kalmaması, çıktıktan sonra da yüzünü ve gözünü bol suyla yıkaması gerekiyor. Bone, sadece havuza özel mayo ve yüzme gözlüğü kullanmalarında da büyük yarar var.”

Bazı çocuklarda egzersizin tetiklediği astım görülebildiğini ifade eden Bostancı, bu çocuklarda hareket sırasında, koşarken, oynarken ya da kahkaha atarken nefes daralması veya hırıltı ortaya çıktığını söyledi.

Özellikle yaşadıkları sıkıntıyı dile getiremeyen ve bu tür işaretler görülen 5 yaşından küçükler için ailelerin duyarlı olması gerektiğini vurgulayan Bostancı, “Aileler bu tür belirtiler yaşayan çocuklarını ‘koşma, hareket etme” diye uyarır. Oysa bu egzersizin tetiklediği astım olabilir. Bu belirtilere karşı aileler uyanık olmalıdır” diye konuştu.

“Soğuk ürtikerine dikkat”

Çok aç ya da tok karnına havuza girilmemesini öneren Prof. Dr. Bostancı, ailelerin daha önce fark edilemeyebilen “soğuk ürtikeri”ne karşı dikkatli olmalarını istedi.

Bostancı, vücudun bazen soğuğa aşırı cevap verdiğini, halk arasında buna “kurdeşen” denildiğini anlatarak, “Vücut birden soğuk suyla temas edince kızarıklık ve kaşıntıyla ortaya çıkar, aileler bunu önceden fark edemeyebilir. Bu nedenle aileler çocuklarını iyi izlemeli, böyle bir olay varsa çocukların soğuk suya birden dalmaları önlenmelidir. Suya önce ayaklar, daha sonra da vücudun tamamısokulmalıdır” dedi.

“Sıcak havuzlarda küf olabilir”

Bazı çocuklarda özellikle sıcak su havuzlarındaki küflere karşı alerji oluşabildiğini aktaran Bostancı, “Bu küfler gözle görülmeyebilir ancak çocuklarda hapşırma ve göz kızarmasına yol açabilir. Bu tür küflere karşı da dikkatli olunmalıdır” uyarısında bulundu.

“Ber yaşından önce güneş yağı kullanılmamalı”

Güneş çarpması ve alerjisine karşı da önlem alınması gerektiğini bildiren Bostancı, yüksek faktörlü güneş kremi kullanılmasını önerdi. Bostancı, “Güneş kremi dışarıya çıkmadan en az yarım saat önce sürülmeli ve 2 saatte bir tekrarlanmalıdır” bilgisini verdi.

Bir yaşından küçük çocuklar için güneş kreminin uygun olmadığına işaret eden Bostancı, bu çocukların şapka ve şemsiye gibi önlemlerle güneşten korunmasının yerinde olacağını söyledi.

Astımlı çocuğa sahip ailelerin, sudan korkmamasını gerektireck durumun bulunmadığını kaydeden Prof. Dr. Bostancı, “Çocuklarımızı spordan özellikle de havuzdan uzak tutmayalım. Gerekli önlemleri alarak yüzmelerinde hiçbir sakınca yoktur” dedi.

Bayramın ikinci günü düzenlenen “Laziralli”ye katılan çoğu ev hanımı 9 kadın, kıyasıya yarıştı. El yapımı tahta arabalarla zorlu köy yolunda birbirleriyle yarışan ve zaman zaman düşme tehlikesi geçiren hünerli bayanlar, yarışlarda derece elde etmek için gayret sarf etti.

Küçük çapta kazaların yaşandığı yarışma süresince yaralanan olmazken, eğlence zirve yaptı. 250 metrelik parkurda yarışan bayanların yanı sıra 1 kilometrelik parkurda yarışan erkek yarışmacıların da kıyasıya mücadelesinin sonunda, dereceye giren yarışmacılara çeşitli hediyeler verildi.

YÖN TABELALARINA LAZCA İFADELER YAZILDI

Bir kilometrelik parkurda hazırlanan yarış pistinin yön tabelalarında yazılan Lazca uyarı yazıları ise dikkatlerden kaçmadı.

Eski geleneklerinin yaşatılması için düzenlenen yarışmayı izlemeye gelen vatandaşların yoğunluğu ise dikkat çekti.

2014 İlkbahar/Yaz koleksiyonlarının tanıtıldığı moda haftasında podyuma çıkan modellerden biri ön tarafı turkuaz mavisi, lacivert, turuncu ve beyaz yüzey üzerinde siyah noktalardan oluşan bir kıyafeti tanıttı. Defiledeki modeller Fransa merkezli AFP haber ajansının fotomuhabiri Erik Refner tarafından görüntülendi. Kopenhag Moda Haftası bugün sona eriyor.

Bir Yorum Yaz, Yazildigi Tarih Eylül 10th, 2013 , Genel Tags: , , , ,

Bir Başka Ankara Escort sitesi